12:02 - Yabancılara konut satışında rekor!
15:11 - Elektrikli süpürge devi otomobil üretecek!
14:15 - TÜRGEV’in sunucuları hacklendi!
12:59 - Twitter’da devrim gibi yenilik!
13:02 - Kaybolan Honor modelini bulana ödül!
11:23 - Uzun zamandır beklenen Samsung Galaxy A8 güncellemesi geldi
15:06 - YSK’dan flaş KHK’lı seçmen kararı!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararasında gelin hep birlikte altını devreye sokalım. Döviz baskısından kurtulmalıyız. Yerli para birimleriyle borçlanmanın yollarını arayalım. Dövizle borçlanmayı bırakalım. Hükümetimiz medya vs. sağolsunlar. Ama AVM’lerde vs hep döviz yoluyla kiralamayı seçiyorlar. Bunlarla ilgili gerekirse geçici bir düzenleme yapılır. Yerli para birimiyle bu süreci atlatmalıdır. Diğerinde emperyal mantık var. Öbür tarafta çırpınan battı batacak durumunda olan esnaf var. En sinsi işgal teşebbüsünü atlatan bu millet ekonomik baskılara karşı da kendisini müdafaa edecektir.” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Küresel Gelecek: İnsan Odaklı, Akıllı Ekonomi Temalı 7. Boğaziçi Zirvesi”nde önemli mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:
Bölgemizin her geçen gün yeni sorunlarla karşılaştığı dönemlerde bu tür bir zirvenin önemli olduğuna inanıyorum. Gelecek deyince aklımıza gelen ilk şey ileri teknoloji oluyor. Teknolojinin dönüşüm gücü gerçekten de hayranlık vericidir. her alanda geçmişle mukayese edilemeyecek yenilikler hayatımızı kuşatmış durumda. İnternet vasıtasıyla dünyanın bir ucundan bir ucuna kütüphaneler dolusu bilgi hızlıca ulaştırılıyor. Her ne kadar herkes eşit şartlarda ulaşamasa da teknolojinin etki alanını hızla geliştirdiği bir geçektir.Teknoloji kullanımının çok daha farklı bir zemin oluşturduğunu görüyoruz.
GERİ DÖNÜLEMEZ BİR YOLA GİRDİĞİMİZİ SÖYLEYEBİLİRİZ
Gelişmiş ülkelerde zengin ve fakirlerin arasındaki farkın açılmasında üretimde robotların kullanılmasının büyük bir önem var. Bunlara bakarak artık geri dönülemez bir yola girdiğimizi söyleyebiliriz. Refahı artırmak ve yoksulluğu azaltmak kendiliğinden sağlanacak bir gelişme değil. Dünya adaletsizliğin açtığı sancılarla giderek daha çok yüzleşmek durumunda kalıyor. Bugün gelişmiş ülkelerde yeni hayata atılan bir çok gencin düşük bir refah seviyesine razı olmak zorunda kaldığı belirtiliyor.
YOKSULLUĞU AZALTAN GELİŞMELERİN ÖNÜ AÇILMALI
Batı ülkelerinin tehdit olarak gördüğü göçmenlere, burası çok önemli, bizde 3 milyon mülteci var. Biz bunları tehdit olarak görmüyoruz ama batı öyle görüyor. Türkiye bu haksızlığa en yaygın şekilde muhattap olan ülkedir. Batı’daki yabancı düşmanlığı ne nefret söylemi liderleri de esir almıştır.Refahı artırırken yoksullukla mücadele etmeyen demokrasiler ayakta kalamaz. 2001’den beri sadece Almanya’da cami ve Müslümanlara yönelik 416 saldırı gerçekleşmiştir. Bu nefret saldırıları artarak sürecektir. Bugün göçmenlere karşı yürütülen kampanyaların robotlara karşı yapılması kimseyi şaşırtmasın. Yoksulluğu azaltan gelişmelerin önünü açmadan demokrasiler ayakta kalamaz.
GELİŞMİŞ ÜLKELERDE EN İLERİ TEKNOLOJİK ARAÇLAR VAR
İnsanı odağa koyan teknolojilere yönelmeden, demokrasiler ayakta kalamaz. Dikkat edin, bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinde en ileri teknolojik araçlar var. Daha düne kadar hayal bile edilemeyecek uygular Merkez Bankaları’nın gündelik politika araçları haline geldi. Gelişmiş ülkeler büyümede yaşadıkları tıkanıklığı aşamıyorlar. Sürdürülebilir büyümenin yolu insanların huzur ve refah içinde yaşamaları imkanlarını geliştirmekten geçiyor. Ticarette savaşın kazanını belirleyecek olan teknolojiyle birlikte insandır.
İSRAF EKONOMİSİ ALMIŞ BAŞINI GİDİYOR
Eğitim her dönemde ve her alanda olduğu gibi yeni küresel sistemde de teknolojinin getirdiği iş imkanlarını toplumun geniş kesimlerine ulaştırabilecek en önemli araçtır. Eğitim olmadan tüm kapıları açmak sıkıntıları beraberinde getirir. Vasıfsız işçilerin yapacakları işin fazlasını teknoloji yapacağı için kişilere vasıf kazandırmak önemlidir. Üzerinde durmamız gereken bir diğer önemli husus verimlilik.
İSRAF EKONOMİSİ ALMIŞ BAŞINI GİDİYOR
Verim ekonomisi mi yoksa israf ekonomisi üzerinde mi duracağız. İsraf ekonomisi almış başını gidiyor. Bir evde iki- üç araba var. Bunun adı israf ekonomisidir. Verim ekonomisine geçince devreye yatırımlar girecektir. Yatırımların olduğu yerde devreye istihdam girer. Bundan sonra da yönetim devreye girer.
DÖVİZ BASKISINDAN KURTULMALIYIZ
İnsani değerleri yitirmeden iktisadi faaliyetleri geliştirmenin yollarını bulmalıyız. Aksi takdirde yolumuzu da yönümüzü de kaybederiz. Sorunlara maruz kalmamak için özgünlüğümüzü ve özgürlüğümüzü kaybetmemeliyiz. “Yerli”, “Milli” diyoruz ya bunu kaybetmemeliyiz. “15 Temmuz” bunun adıdır, adresidir. Milletimiz demokrasisine canı pahasına sahip çıkarak geleceğe ümit vermiştir. Türkiye’nin önü çok daha açıktır, çok daha aydınlıktır. Biz, uluslararasında gelin hep birlikte altını devreye sokalım. Döviz baskısından kurtulmalıyız. Yerli para birimleriyle borçlanmanın yollarını arayalım. Dövizle borçlanmayı bırakalım. Hükümetimiz medya vs. sağolsunlar. Ama AVM’lerde vs hep döviz yoluyla kiralamayı seçiyorlar. Bunlarla ilgili gerekirse geçici bir düzenleme yapılır. Yerli para birimiyle bu süreci atlatmalıdır. Diğerinde emperyal mantık var. Öbür tarafta çırpınan battı batacak durumunda olan esnaf var. En sinsi işgal teşebbüsünü atlatan bu millet ekonomik baskılara karşı da kendisini müdafaa edecektir.
TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDE ÇOK FAZLA ALTERNATİF MEVCUT
Yakın tarihin gördüğü en alçak darbe girişimini yaşayıp bunun üstünden gelen bu millet ekonomik baskıya karşı da kendisini müdafaa eder. Türkiye bulunduğu konum ve sahip olduğu tarih ile Avrupa’nın parçası. AB tam üyelik müzakerelerimizi yokuşa sürüyor. 53 yıl bu ülkeyi kapısında bekleten bir AB var. Bulunmaz hint kumaşı değilsin. Biz öyle de böyle de bu yolu sürdürdük. Türkiye’yi bitiremezsiniz. Dostlarımıza, kaynaklarımıza inanıyorum. Bugün çalıştığımızın üç katı çalışırız dünyayı dolaşırken daha fazla dolaşırız ve yine asla boyun eğmeyiz. Bize öyle ideolojik dayatmalarla boyun eğdirmeye çalışanlar uğraşmasın. Siz 300 mülteciye bakamazken bu ülke kendi cebinden 3 milyon mülteciyi barındırıyor. Türkiye’nin bu şekilde tahkir edilmesi bizi üzmüştür. AB, defterini henüz kapatmış değiliz ama karşımızdaki fotoğraf olumlu beklentilere kapılmamıza izin vermiyor. Türkiye’nin önünde çok fazla alternatif mevcuttur. Bunlardan herhangibirini değerlendirmek suretiyle yolumuza devam ediyoruz. Bu alternatiflerle de görüşmelerimizi sürdürüyoruz. KKTC Cumhurbaşkanı bir şeyler ifade etti. Sürekli oyalama. Taktik bu. “Siz Kıbrıs’ı tamamen verin, bir şeye karışmayın” diyorlar. Burada bu kadar şehit kanı var, nereye veriyorsun? KKTC var. Sen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’sin. KKTC var. Onu da göreceksin..